2 Ocak 2008 Çarşamba

DÜNYA GÖZ HASTANESİ

1996 yılında, İstanbul Leventte hizmete giren ve göz sağlığıyla ilgili her türlü soruna 365 gün, 24 saat kesin çözüm getirerek Ülkemizde yeni bir dönem başlatan Dünya Göz Hastanesi, verdiği ilkeli sağlık hizmeti, sürekli yenilenen eksiksiz teknolojisi, Profesör, Doçent ve Uzman doktorlardan oluşan deneyimli medikal kadrosu, 900’ü aşkın personeli ve çağdaş yönetim anlayışıyla kısa sürede dünyanın sayılı birkaç merkezi arasındaki yerini almıştır. 1996 yılından itibaren artan hasta potansiyeli ile birlikte yatırımlarına da devam eden Dünya Göz Hastanesi bugün İstanbul’un 7 ,Avrupa'nın 2 lokasyonunda toplam 40.000m2 kapalı alan üzerinde ayda 30.000 muayene, 4000 lazer ve 3000 göz ameliyatı gerçekleştirerek dünyanın en büyük göz hastanesi unvanını almıştır. Tıp bilimindeki yeni bilgi ve uygulamalar konusunda öncülük ederken, tıp teknolojisindeki son gelişmeleri de yakından takip eden Dünya Göz Hastaneleri Grubu, hasta ile ilgili tüm kayıtların saklandığı “ Hastane Bilgi Yönetim Sistemi” ile hastaneler arasında güçlü bir iletişim ağına sahiptir. Hastane içi ya da hastaneler arasında işleyen Ses ve Görüntü Transfer Sistemleri kullanılmaktadır. Dünya Göz Hastaneleri Grubu bünyesinde oluşturulan pek çok komite ve kurul sayesinde; iç denetim mekanizmaları sağlanmakta ve kurum içi eğitimler ile kalite ve mükemmelliğine giden yolda süreklilik sağlanmaktadır. Her sektörde olduğu gibi tıpta da verilen hizmetin kalitesi teknolojik gelişme ve bilimsel çalışmalarla artırmaktadır. Dünya Göz Hastanesi kullandığı teknolojileri dünyadaki gelişmelere paralel olarak yenilemektedir. Hekimlerimizin oftalmoloji alanında yaptığı bilimsel araştırmalar dünyadaki medikal teknoloji üreten şirketlere ve göz hekimlerine kaynak olmaktadır. Kendi bünyemizde düzenlediğimiz uluslararası seminer ve konferanslarda dünyanın oftalmoloji alanında önde gelen isimlerini, Türk göz hekimleri ile buluşturarak karşılıklı bilgi alışverişine olanak tanımaktayız. Dünya Göz farklı bir dünya, Hastaneler zincirimizin farkını daha kapıdan girdiğiniz andan itibaren yaşayacaksınız. Konforlu ve ferah bir ortamda, sıcak bir ilgiyle ve içtenlikli bir güler yüzle karşılanacak; hastanede olduğunuzu unutacaksınız. Daha da önemlisi, dev hekim kadromuz, benzersiz teknolojimiz, nitelikli insan gücümüz sayesinde doğru teşhis ve doğru tedavi hizmetinin ayrıcalığını yaşayacaksınız. Bize gösterdiğiniz güvene layık olmaya devam edeceğiz. Bugün, yarın ve daima.

HASTANELER

Hastaneler

32 Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği
Acıbadem Hastanesi
Alman Hastanesi
Amerikan Hastanesi
Anatolia Göz
Biorezonans Tedavi Merkezi
Dentistanbul
Doğan Sağlık Grubu
Doktorlar
Dünya Göz Hastanesi
Hattat Hastanesi
İmpladent Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği
Jinemed Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Hastanesi
Kadıköy Şifa Hastanesi
Kolan Hastanesi
Medikodental

Kan Vermenin Faydaları

- Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
- Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
- Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
- Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
- Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
- Kan bağışçısı her kan verdiğinde:
- AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz
- Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.


Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

Sürekli ve düzenli kan bağışlayanlara Kızılay tarafından:
10 bağışta Bronz Madalya
25 bağışta Gümüş Madalya
35 bağışta Altın Madalya
40 bağışta Plaket verilerek taltif edilir.

Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezlerinden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.

Kimler Kan Verebilir ?

Yaş:
18 - 65 yaşları arasında olan her sağlıklı kişi kan verebilir.

Sıklık:
Erkekler,en sık 2 ayda bir; kadınlar ise, en sık 3 ayda bir olmak üzere ve yılda toplam 4 üniteyi geçmemek koşuluyla kan verebilirler.

Vücut Ağırlığı:
50 kg'ın üzerinde olan herkes kan bağışı yapabilir.

Miktar:
Bağışlanan kan standart olarak 450 mL'dir. İnsan vücudunda toplam 5000-6000 mL kan olduğu düşünülürse, bu miktar, toplam kan hacminin sadece % 7,5-9' u kadardır.Kan bağışını takiben, eksilen sıvı hacmi, damar dışındaki sıvının, damar içine geçmesiyle saatler içerisinde karşılanır. Hücrelerin yenilenmesi süreci ise, 2 ay kadardır. Düzenli aralıklarla yapılan kan bağışının sağlık açısından herhangi bir sakıncası olmadığı gibi, aksine bir çok yararı mevcuttur.

Anemi:
Kansızlık, elbetteki kan bağışı için engeldir. Günlük yaşamın olağan sayılabilecek ve çoğunlukla psikolojik kaynaklı olan halsizlik, bitkinlik gibi durumlar, anemi olarak algılanmamalıdır. Anemi tanısı, kan testleriyle yapılmaktadır. Kan bağışı için kriter hemoglobin değeridir...

Saklama:
Kanın saklanma süresi, torba içindeki antikoagülan solüsyonun niteliğine bağlıdır. Bugün kullanılmakta olan torbalarda bu süre 35-42 gündür.Bu süre, kanın tüketimi için fazlasıyla yeterli bir depolama süresidir.

Sterilite:
Kan torbaları, tek kullanımlık ve steril olarak imal edilmektedir. Bu sebeple, kan bağışı sırasında donöre herhangi bir hastalık bulaştırılması söz konusu değildir.

Yan Etki:
Kan bağışının, kilo aldırma, zayıflatma, halsiz bırakma, kaşıntı ve bağımlılık gibi yan etkileri yoktur.

İlaç Kullanımı:
Almış olduğunuz ilaçlar, kanınıza geçmektedir. Bu ilaçlardan bazıları kan bağışı yapmaya engel teşkil eder.Kan bağışından önce, eğer sağlığınız açısından mecbur değilseniz, ilaç almayınız. Almak durumundaysanız, kan verip veremeyeceğinizi kan merkezi doktorlarına danışabilirsiniz.

Aspirin kullanımı: Kan bağışına engel değildir. Sadece, trombosit amaçlı kal alımında veya tromboferezde dikkat edilmelidir.
Tegison (Sedef hastalığında kullanılan bir ilaç) kullananlar, ilacı kestikten 3 yıl sonra kan verebilir.
Accutan veya benzeri retinoik asit türevi ilaçları kullananlar, ilacı bıraktıktan 4 hafta sonra gönüllü donör olabilir.
Faktör konsantresi kullananlar, donör olamazlar.

Tansiyon:
Sistolik kan basıncı 180 mmHg'yı, diastolik kan basıncı ise, 100 mmHg'yı aşmamalıdır.

Hastalıklar:
Yine bazı hastalıklar da ilaçlar gibi kan bağışına sürekli veya belli bir dönem için engel oluşturmaktadır. Bu hastalıklara ilişkin bazı bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

Hepatit B (Hiçbir zaman kan veremezler)

Hepatit C (Hiçbir zaman kan veremezler)

AIDS (Hiçbir zaman kan veremezler)

Sıtma (Tedavinin sağlanmasından 3 yıl sonradan itibaren kan verebilirler)

Frengi (İyileştikten 1 yıl sonra kan verebilirler)

Creutzfeldt-Jacob (Hiçbir zaman kan veremezler)

Chagas Hastalığı (Sadece fraksinasyon amaçlı kullanılabilir)

Tüberküloz (Tedavinin sağlanmasından 5 yıl sonra kan verebilirler)

Diabet (İlaç kullanmayan veya ilaç kullandığı halde, kan şekeri regüle edilmiş olanlar kan verebilir)

Anemi (Anemi teşhisi konmuş kişiler kan bağışçısı olamazlar)

Gebeler kan veremez. Doğum veya gebeliğin sonlan(dırıl)masından 6 hafta sonra kan verebilirler.

Koroner kalp hastalığı,
Angina pektoris,
Ciddi kardiyak aritmi,
Serebrovasküler hastalıklar,
Arteriyal tromboz veya Rekküren venöz trombozu olan kişiler kan veremezler.

Allerji (Astım hastaları kan veremez. Polen allerjisi olanlar ise, sadece allerjileri oldukları dönemde kan veremezler.)

Otoimmün hastalığı (Hiçbir zaman kan veremezler)

Kanama diatezi (Hiçbir zaman kan veremezler)

Kronik Bronşit (Hiçbir zaman kan veremezler)

Kronik nefrit ve pyelonefritli hastalar (Hiçbir zaman kan veremezler)
Akut glomerulonefrit (İyileşmeden 5 yıl sonra bağış yapabilirler)

Malign (Habis) hastalığı (Hiçbir zaman kan veremezler)

Brusella almış olanlar, tam iyileşmeyi takiben iki sene sonra kan bağışı gönüllüsü olabilirler.

Epilepsi (Hiçbir zaman kan veremezler)

Osteomyelit geçirmiş hastalar (tam düzelmeden 5 yıl sonra kan verebilirler)

Cerrahi: Büyük ameliyatlardan sonra 6 ay boyunca kan bağışı alınmaz.Mide rezeksiyonu geçirenler ise, hiçbir zaman donör olamazlar.

Transfüzyon: Kan veya kan ürünü alan donörler, 1 yıl boyunca kan veremezler.

Attenüe virus aşısı yapılmış olanlar 3 hafta kan veremez.(Su çiçeği, sarı humma, kızamık, kızamıkçık, oral polio, kabakulak)

Ölü bakteri aşısı olanlar, 5 gün donör olamazlar.(Kolera, tifo, antrax)

İnaktif virus aşısı ve toxoid alanlar ise 3 gün kan veremezler (Polio-injeksiyon , influenza, rabies, difteri, tetanoz)

İlk Yardım Yönetmeliği Nedir?İlk Yardımcı Sertifikası Nasıl Alınır?

İLKYARDIM YÖNETMELİĞİ
Madde 1 - Bu Yönetmeliğin Amacı; fertlerin ve toplumun temel sağlık bilgisinin arttırılması, ilkyardım bilgi ve becerisinin toplumun her bireyine öğretilmesi, her kamu, özel kurum ve kuruluşunda personel sayılarına göre ilkyardımcı bulundurulması, bu doğrultuda eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardım eğitimi düzenleyecek kuruluş ve merkezlerin açılış, işleyiş ve denetimi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.

Kapsam
Madde 2 - Bu Yönetmelik; eğitimci eğitmeni, ilkyardım eğitmeni ve ilkyardım eğitimi düzenleyerek sertifika verecek ve bu eğitimi alacak olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarını, gerçek kişileri, özel hukuk tüzel kişileri, iktisadilik esaslarına ve özel hukuk hükümlerine göre çalışan kamu kurum ve kuruluşlarını kapsar.

İlkyardım
Madde 4e - Herhangi bir kaza yada yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalara ilkyardım denir.

İlkyardımcı
Madde 4k - İlkyardım tanımında belirtilen amaç doğrultusunda, hasta veya yaralıya tıbbi araç gereç aranmaksızın mevcut araç ve gereçlerle, ilaçsız uygulamaları yapan ilkyardımcı sertifikası almış kişiye ilkyardımcı denir.

Madde 16
İlkyardımcı olmak isteyenler nüfus cüzdanı örneği ile Merkeze başvururlar. Kapsam bölümünde belirtilen tüm kurum ve kuruluşlarda istihdam edilen her yirmi personel için bir "İlkyardımcı" nın bulundurulması zorunludur. Mekanik cihazların yoğun bulunduğu, yangın riski yüksek olan ve yeraltı maden ocakları gibi kaza riski yüksek olan işyerlerinde her 10 personel için bir "İlkyardımcı" nın bulundurulması zorunludur.


İLK YARDIMCI SERTİFİKASI HAKKINDA BİLGİLER
-Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Müdürlüğü?nce hazırlanan 22.05.2002 gün ve 24762 sayılı Resmi Gazete?de yayınlanarak yürürlüğe giren ilkyardım yönetmeliğine göre tüm kurumlarda 20 kişide 1, riskli işyerlerinde ise 10 kişiden 1 kişinin ilkyardım eğitimi alması zorunlu kılınmıştır.Bu eğitimi ruhsatlı eğitim merkezlerinden alınması zorunludur.
-Bu ilkyardımcı sertifika eğitim programı Sağlık Bakanlığından ilkyardım eğitimi verme ve ilkyardımcı sertifikası programı düzenleme yetkisi olan kurumlar tarafından düzenlenir.
-Geçerlilik süresi 3 yıldır.
-Bu sertifika Sağlık Bakanlığı sertifikalı İlkyardımcı eğitim programına katılan ve kurs sonunda başarılı olan kişilere verilen sertifikadır.
-Kurs bitiminde Sağlık Bakanlığı yetkilileri hem teorik hem de pratik uygulamalı

İLK YARDIMIN TEMEL İLKELERİ

1-ŞUNU ASLA UNUTMAYIN; EĞER İLK YARDIM KONUSUNDA EĞİTİM ALMADIYSANIZ ;BİLİNÇSİZ VE YANLIŞ MÜDAHALE İLE KARŞINIZDAKİNE CİDDİ ZARARLAR VEREBİLİR HATTA ÖLÜMÜNE NEDEN OLABİLİRSİNİZ!

2-Eğer ilk yardım sertifikası ya da eğitimi almış biriyseniz bu konuda eğitimli olduğunuzu çevrenizdekilere açıklayarak,kendinizi tanıtın ve olayı kontrolünüze alın

3-Eğer ortamda ilk yardım konusunda sizden daha bilgili biri varsa,müdahaleyi ona bırakıp yardımcı duruma geçin.

4-Olayın geçtiği yeri inceleyin

5-Önce kendinizin ,ardından çevrenin ve hastanın can güvenliğini sağlayın

6-Acilen ambülans çağırın ya da çağırılmasını sağlayın

7-Soğukkanlı ve çevrenizi sakinleştirici davranın

8-Saniyelerin önemli olduğu bu durumda,hastayı soğukkanlı ve hızlı bir şekilde değerlendirin

9-Gereken müdahaleyi yapın

10-Eğitimli olsanız da olmasanız da lütfen bilmediğiniz bir konuda asla müdahale etmeyin,yanlış ve bilinçsiz müdahale edilmesini engelleyin…

11-Hastayı yatıştırıcı ve yumuşak bir ses tonu kullanın

12-Olay yerine ulaşan sağlık personeline doğru ve detaylı bilgi verin

ilk yardım

hayatta kalmak için:
Her gün televizyonda ana haber bültenlerinde,bir trafik kazası görüntüsü ve sağlık ekibinin özellikle İstanbul?da olay yerine ne kadar geç geldiğini görüyoruz.Ama aynı görüntülerde Ambülans gelene dek kaza geçirenlere ilk yardım yapacak ilk yardım sertifikalı bir sivile ya da doğru dürüst hazırlanmış bir ilk yardım çantasına rastlamak da mümkün olmuyor.

Ülkemizde her alanda olduğu gibi ilk yardım alanında da eğitime pek önem verilmiyor. Hiçbir ilk yardım eğitimleri olmadığı halde, yardım etmek için müdahale eden iyi niyetli! kimseler bazen;HASTALARIN HAYATINA MAL OLABİLİYOR.

Gerçek şu ki;hayatın her döneminde ve her ortamda kaza ve hastalanma riski bulunmaktadır. Bu gibi durumlarda, müdahalede bulunan kişilerin ilkyardım eğitimi almış olmaları, yaşamın sürdürülmesinde, sakatlanmaların önlenmesinde ve iyileşme sürecinin kısaltılmasında belirleyici rol oynayacaktır.

Ülkemizde ev, iş yada trafik kazaları ve doğal afetler nedeni ile çok sayıda vatandaşımız yaşamını kaybetmekte yada sakat kalmaktadır. Bu gibi durumlarda olay yerinde her zaman bir sağlık görevlisi olamayacağı için olaydan etkilenen ya da ortamda bulunan kişilerin kendilerine veya başkalarına yapacakları ilkyardım uygulamaları son derece önemlidir.